Lifting aşısı, klasik nem aşılarından farklı olarak “taşıyıcı” bir özelliğe sahiptir. İçeriğindeki çapraz bağlı veya yarı çapraz bağlı hiyalüronik asit, cilde hacim vermeden dokuyu bir askı gibi yukarı çeker. Genellikle “bio-estetik” noktalar denilen, yüzü yukarıda tutan ana asıcı bağların üzerine uygulanır.
Yaşla birlikte gevşeyen deri ve altındaki destek doku, bu aşı sayesinde biyolojik olarak yeniden yapılandırılır. Sadece bir dolgu işlemi değil, aynı zamanda cildin kendi kolajen ve elastin ağını güçlendiren bir “remodeling” (yeniden şekillendirme) sürecidir. Modern tıpta, doğal görünümü bozmadan en etkili “kaldırma” etkisini sağlayan yöntemlerden biri olarak kabul edilir.
Uygulamanın temel amacı, yüzdeki “aşağı doğru iniş” görüntüsünü durdurmak ve tersine çevirmektir. Özellikle yanakların sarkmasıyla belirginleşen nazolabial çizgileri hafifletmek ve ağız kenarlarındaki yığılmaları (marionette çizgileri) toparlamak için yapılır.
Bunun yanı sıra, çene hattının (jawline) belirsizleştiği durumlarda hattı netleştirmek ve boyun bölgesindeki gevşemeleri azaltmak hedeflenir. Lifting aşısı, cildin yorgun ve çökmüş ifadesini silerek daha dinamik, gergin ve taze bir görünüm sağlar. Ameliyatın getirdiği risklerden kaçınan ancak cildinde belirgin bir “toparlanma” isteyen bireyler için bütünsel bir çözümdür.
Yüz ovalinin bozulmaya başladığını fark eden, yanaklarında sarkma yaşayan ve cildi daha sıkı görünsün isteyen 30 yaş üzeri her birey bu uygulama için uygundur. Özellikle 40’lı ve 50’li yaşlarda elastikiyet kaybının hızlandığı dönemlerde sonuçlar oldukça tatmin edicidir.
Ayrıca, genetik olarak cildi erken gevşemeye meyilli olanlar veya hızlı kilo verme sonrası yüzünde sarkma oluşan adaylar için idealdir. Uygulama öncesinde hastanın yüz anatomisi ve sarkma derecesi klinik ortamda analiz edilerek, enjeksiyon yapılacak stratejik noktalar kişiye özel olarak belirlenir.
İşlem, profesyonel klinik şartlarında gerçekleştirilen hızlı ve pratik bir prosedürdür. Uygulama alanına lokal anestezik kremler sürülerek bölge uyuşturulur. Hekim, yüzün her iki yanında “bio-estetik noktalar” olarak adlandırılan 5 veya 6 stratejik noktaya ürünü çok ince iğnelerle enjekte eder.
İşlem yaklaşık 15-20 dakika sürer. Bu noktalar genellikle damar ve sinir yapılarından uzak, yüzün asıcı bağlarının en güçlü olduğu alanlardır. Bu sayede morarma riski minimumdur ve tek bir seansla yüzün tamamında lifting etkisi başlatılabilir. Sonuçlar anında fark edilmeye başlasa da, cildin ürüne verdiği biyolojik tepkiyle 2. haftadan itibaren etki en üst seviyeye çıkar.
İyileşme süreci oldukça hızlıdır; kişi işlemden hemen sonra sosyal yaşantısına dönebilir. İlk 24 saat yüzün yıkanmaması, makyaj yapılmaması ve ağır egzersizlerden kaçınılması önerilir. Hamam, sauna gibi aşırı sıcak ortamlar ürünün dokuyla bütünleşme hızını etkileyebileceğinden ilk bir hafta önerilmez.
Tek bir seans bile belirgin bir gerginlik sağlasa da, cildin durumuna göre 1 ay arayla yapılan 2. bir seans etkinin kalıcılığını ve gücünü artırabilir. Bol su tüketimi, hiyalüronik asidin su tutma kapasitesini destekleyerek cildin daha dolgun ve gergin görünmesine yardımcı olur.
Lifting aşısı ile yüzüm çok değişir mi? Hayır; bu uygulama yüzünüzü şişirmez veya ifadenizi değiştirmez. Sadece sarkan dokuları eski yerine taşır, böylece daha dinç ve “kalkık” bir ifade oluşur.
Etkisi ne kadar süre kalıcıdır? Kişinin yaşam tarzına ve cilt kalitesine bağlı olarak genellikle 12 ila 18 ay arasında kalıcılık gösterir.
İşlem ağrılı mıdır? Özel uyuşturucu kremler ve çok az noktadan giriş yapılması sayesinde ağrı seviyesi oldukça düşüktür ve kolayca tolere edilir.
Botulinum toksin ile farkı nedir? Botulinum toksin kas hareketine bağlı kırışıklıkları durdururken, lifting aşısı sarkan dokuyu yukarı taşır ve cildi sıkılaştırır.
Sonuçlar ne zaman netleşir? İşlem anında bir “canlanma” başlar; ancak cildin sıkılaşması ve hattın netleşmesi yaklaşık 10-14 gün içinde tam olarak oturur.
+90 546 979 87 08
+90 546 979 87 08
Taşpazar Mah.
32 / Ebulfeyz Elçibey Cad. Asko Vega Apt.
No: 4 İç Kapı No: 32
Merkez / Aksaray